Zenginler de yaratır seni beni öldüren deprem!

 

Ferhan Şensoy'un, 'İçinden tramvay geçen şarkı' isimli oyununda geçer aslında bu başlıktaki replik. Orijinal hali ise "Zenginler de yaratır seni beni öldüren savaş"tır...

***

Kahramanmaraş merkezli, 10 ili adeta yerle bir eden deprem, savaştan beter değil mi?

Mesela Rusya-Ukrayna savaşı var, 1 yıldır devam ediyor kaç ölü var?

Rusya tarafında, 4 bin 619 ölü, 9 - 10 bin civarında yaralı, 70 kişi kayıp, 2 bin 768 kişi esir düştü...

Ukrayna tarafında ise, 5 bin 768 ölü, 12 - 13 bin yaralı...

BM'nin açıkladığı sivil kayıplar 7 bin 110...

Deprem nedeniyle Türkiye'de açıklanan resmi rakamlara göre neredeyse 36 bin kişi ölmüş195 binden fazla ise depremzede var... Kayıpların sayısı henüz bilinmiyor!

Şimdi bir kez daha mukayese edelim.

Gerçek milli güvenlik sorunu neymiş, gerçek beka sorunu neymiş, bir kez daha görelim!..

***

Yüce hükümetimiz ve çok saygı değer Reis'i Cumhur'umuz, depremzede ailelere 10 bin lira yardımı uygun gördüler.

Sağ olsunlar efendim!..

Yeni bir hayat kurmak için gerçekten de çok güzel rakam bu 10 bin lira!

Bir de yardım kampanyaları yapıldı. Tüm televizyonlar birleşti, ortak yayında depremzedeler için nakdi yardım topladı... Program boyunca 115 milyar 146 milyon 528 bin TL canlı yayında bağışlanırken, 9 milyon 10 bin adet de mesaj atıldı...

Tabi ki, tüm televizyonların yayında olduğu anda telefonla bağlanarak, önce kendinin sonra da firmasının reklamını yapan onlarca kişi milyonlarca lira bağışladığını açıkladı. Tabi bu yapılacak bağışlar vergiden de düşünce, neredeyse herkes sıraya girmiş oldu!..

Neyse...

Bu toplanan yardımlar ne zaman dağıtılacak, ne zaman ele geçecek, nerelerde kullanılacak şu an için bilinmiyor tabi ki...

Sırf yapıldı demek için yapılıyor olsa da yardımlar, 'buna da şükür' diyerek çekilelim kenara.

***

Peki şimdi ne yapılacak?

Şu anda bulunan kaostan ne zaman kurtulacağız?

Bu kaosun ardından bizi neler bekliyor olacak?

Aklımızda o kadar çok soru var ki... Hangisini cevaplayacağımızı bilmiyoruz.

***

17 Ağustos 1999 depreminin ardından uzun bir süre daire fiyatları düşük kaldı.

İnsanlar arabasını satıp, lüks binada yaşayabilirdi ancak o lüks binalara bile güvenilmiyordu. Aslında güvensizlik binalara değil, devlete idi... Ayakta kalan binalara güvenilemiyor, birilerinin birkaç kuruş para kazanmak için ucuz malzemeyle yapıldığına inanılıyordu. Zira bu düşünce de haksız da sayılmazdı.

Peki aradan geçen 23 buçuk yılın ardından değişen ne oldu?

Biliyorsunuz ki son dönemlerde büyük bir arsa ve ev rantı vardı. Daha önceden sadece İstanbul'da ve çevresinde olan arazi ve bina rantı, şu anda tüm Türkiye'de uygulanıyordu. Özellikle pandeminin ardından şehrin sıkışmışlığından kurtulmak isteyen binlerce kişi, daha küçük şehirlere, ilçelere, beldelere hatta köylere göç etmeye başlamıştı. Ne de olsa uzaktan çalışmayı artık öğrenmiştik.

***

Elazığ'ı da içine katmalarının ardından 11 ili etkileyen deprem bölgesinde yaklaşık 13 milyon vatandaşı zor günler bekliyor.

İşi, hayatı, dünyası o bölgede olan kişiler kesinlikle yerlerinden ayrılmayacak fakat, birçok kişi de göç yoluna düşecek.

Depremin olduğu ilk andan beri hareketlilik başlamıştı zaten. Özellikle her şeyini kaybeden insanlar yeni bir yaşam kurmak için başka şehirlerin yolunu tuttu bile.

Tabi ki, göç, doğuya doğru değil, batıya doğru akmaya başladı. İlk etapta insanlar akrabasının bulunduğu şehirleri tercih ediyor. Çevre faktörü burada çok önemli. Çevreniz, depremzedeleri kalkındıracak yardımı sağlayabilir. Belki bir iş, kıyafet, barınacak ev, hatta maddi imkanlar bile akrabanızın çevresi tarafından temin edilebiliyor...

İlk etap atlatıldıktan, deprem bölgesindeki yaralar da sarıldıktan sonra krizler çıkmaya başlayacak...

Aslında ufak çaplı krizler şu anda bile zaten var. Yiyecek yemek, içecek su bulamayan, hatta bunları bulup da geleceğe yatırım yapmak isteyen bazı yağmacılar tarafından büyük bir kriz yaratılmış durumda zaten.

Öte yandan depremde zarar görmeyen evlerin fiyatları şimdiden yükselmiş durumda. Hem kira bedelleri, hem de satın alma bedellerinde de fahiş fiyat uygulamasına geçilmiş durumda.

Ancak daha büyükleri gelecek...

Yıkılan binalar tekrar yapılmak istenecek elbette. Fakat, malzeme bulunamayacak, arsa bulunamayacak, usta bulunamayacak, çırak bile bulunamayacak...

Bu bulunamamalar, önce bölgede sonra da ulusal ölçekli krizlere neden olacak.

Ancak her şeye rağmen müteahhit bulunabilecek!..

Binlercesi ihaleye girecek, binlercesi rant kovalayacak, binlercesi araya tanıdık sokacak ve depreme dayanıklı binalar yaparak, önce devletin kasasından kazançlarına kazanç sağlayacaklar, ardından vatandaşların geleceklerine ipotek koyarak barınma sorunlarını halledecekler.

Bulunamayanlar her zaman daha fazla enflasyon yaratacak...

Bu enflasyon da vatandaşı daha da fakir yaparken, bazılarını daha da zengin edecek...

***

Aslında derin düşünmeye gerek yok.

Türkiye'nin her tarafından yapılan yardımlar nedeniyle bile zengin olanlar var...

Her kriz kendi zenginini yaratır!


17.02.2023 - Başka Gazete

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Mudanya'da içinden fay geçmeyen rant!

Açık hava acı müzesi! (Nurdağı)

Yapı denetim firmaları sınavı geçti (!) mi (?)