İşte o yüzde 11 Bursa'nın geleceğini yok edebilir!
Bursa, tarihiyle, doğasıyla, çevresiyle, kültürüyle ülkemizin önemli kentlerinden biri.
Ancak, Bursa, genel sıkıntılardan nasibini almış bir şehir.
1924 yılından beri Bursa planlanmaya çalışılıyor ama bugün Bursa'ya baktığımızda, çok da başarılı olduğu söylenemez.
Bursa'da geriye dönük kentleşme kültürüne bakarsak, hızlı bir sanayileşme kültürüne girmiş ve bu sanayide çalışacak insanları içinde barındırmak için yoğun bir göç almış. Bu göçlere çözüm bulunamadığı içinde planlar Bursa'da hep kentleşmenin arkasından gelmiş.
***
Yukarıdaki sözler Şehir Plancıları Odası Bursa Şube Başkanı Murat İlkme'ye ait. Konuşmanın tamamını Başka Gazete'nin sosyal medya hesaplarından ulaşabilirsiniz. (Veya aşağıdaki linke tıklayabilirsiniz.)
https://www.youtube.com/watch?v=dPXCoGX0zl0
Ancak yukarıdaki sözler dahi Bursa'yı özetliyor.
Önce kentleşiyoruz sonra planlıyoruz. Ve bu bize hem büyük bir zaman kaybı, hem de büyük bir maddi kayıp yaşatıyor.
Geçenlerde Downtown'u 3 tarafı gecekondularla çevrili olarak tanımlamıştım.
Biri bu yazıma yorum yapmış... Diyor ki: "Onuralp Bey, haber yaparken biraz araştırma yapıp İstiklal Mahallesi'nin 1950 yıllardan itibaren kurulduğunu, sizin dediğiniz gibi gece konmadığını öğrenseniz iyi olurmuş. Mahallemize gece kondu diyerek algı operasyonu yapmayın. Evlerimiz ruhsatlı ve yatay mimaridedir bilmem anlatabildim mi?"
Çok teşekkür ederim öncelik bu yorumu herkese açık bir platformda yaptığınız için.
Zira henüz gecekondunun ne olmadığını ve ne anlama gelmediğini bildirmiş oldunuz...
Bir mahallenin 1950'lerde kurulmuş olması, her bir evin ruhsatının olması orayı gecekondu mahallesinden çıkarmaz.
Plansız kurulmuş her mahalle 'gecekondu'dur.
Mesela Panayır Mahallesi... 1980'lerde kurulmuş. Her biri kaçak ev yaparak ve seçim zamanı geldiğinde sırf fazladan birkaç oy almak için imar barışından yararlanarak yapı kayıt belgesi, ruhsat ve oturma izni alınmış...
Şimdi diyorlar ki... Bizim evimiz gecekondu değil ruhsatlı...
Evin, Bursa'nın çevre düzeni planına uyuyor mu?
Hayır!
Yaşadığın bölgenin belirli bir sosyal donatı alanı var mı?
Hayır!
Oturduğun evde zemin etüdü, mühendislik hizmeti, mimari hizmet, yapı denetim hizmeti ve benzeri hizmetler alınmış mı?
Hayır!
Kaçak yapılan binaların oluşturduğu mahallende herhangi bir afet veya savaş durumunda kaçış noktan var mı ?
Yok!
O zaman sen gecekondu mahallesinde her seçim öncesi bir kat fazladan çıkarak yaptığın evinin ve senin gibi binlerce insanın düştüğü hataların toplamına nasıl gecekondu olmadığını söylersin...
İşte bizim bilincimiz tam olarak bu!..
İznimiz varsa, ruhsatlı evimiz varsa, gecekondu değildir...
***
Baştan sona yanlış yaptığımız bir şey bu imar barışı...
Birincisi herkes için çıkartılmamalı. Çıkartılıyorsa da eğer, sadece kentsel dönüşümün önündeki hukuki engeli kaldırmak için çıkartılmalı...
Yahu ben, hazine arazisine önce baraka yapıp, ardından eve çeviren ve bu kişinin de imar barışından yararlanarak gidip, yapı kayıt belgesi alan adam gördüm.
Hatta görmekle kalmadım yazdım...
***
Şehir planları sürekli dinamik halindedir.
Plan çizildikten sonra kalmamalı. Elbette değişiklikler olacaktır. Ancak bu değişiklikler de ihtiyaca göre değişmeli. Ranta göre değil.
Mesela...
Bir şehrin 50 yılını ön gördüğünüz bir plan çizdiniz.
Ancak bu süreç içerisinde farklı durumlar meydana geldi. Şehir göç almak zorunda kaldı. Yada yeni fabrikalar yapılmak zorunda kaldı ve ön gördüğünüz 50 yıl bir anda 5 yıla düştü. İşte bu şartlar altında plan değişiklikleriyle şehrinizde ufak tefek değişiklikler yapabilirsiniz. Ama bizde durum maalesef ranta odaklı ilerliyor...
***
Murat İlkme Başka Gazete'de Yaman Kaya'nın hazırlayıp sunduğu Başka Gündem programında bir şeyin daha altını çiziyor...
22'ye varan sanayi bölgesiyle en fazla iş imkanı Bursa'da denilebilir, denilmesine denilir de sanayi alanlarına daha fazla ihtiyacımız var mı?
Bu soruya benim yanıtım evet var...
Çünkü sanayinin şehrin içinde kalması engellenemedi. Belki de engellenmek istenmedi...
Fakat, yeni yapılacak sanayi alanları özellikle şehir içindeki sanayiyi taşımak için yapılmalıdır.
Bu konuda Murat İlkme şunları söylüyor: "Bursa sanayiyle büyüyen bir şehir. Bursa'nın yüz ölçümü olarak bakıldığında binde 8'i sanayi alanı ancak imarlı alan olarak baktığımızda Bursa'nın yüzde 21'i sanayi alanı... Yüzde 21'i de bölümlendirirsek eğer, sadece yüzde 10'u Organize Sanayi Bölgesi... Geriye kalan yüzde 11'i ise kent içinde kalan sanayi."
İşte o yüzde 11 Bursa'nın geleceğini yok edebilir.
Düşünsenize evinizin altında bir üretim yapılıyor ve bu üretimde kimyasal kullanılabiliyor...
En büyük örneğimiz Vişne Caddesi...
Bebe konfeksiyonun üretim yeri olan Vişne Caddesi, yıllardır taşınması bekleniyor ama sonuç...
Önce sanayinin dönüşmesi lazım...
1990 yılındaki teknolojiyle bugün üretim yapan fabrikalar var. Bu çağ dışı üretimin artık alıcısı bile yok...
Avrupa Birliği Yeşil Mutabakat Metni'ne uygun olmayan, bu kriterleri yerine getirmeyenden mal bile satın almıyorlar...
Tüm sanayiyi nitelikli hale getirmemiz gerekiyor.

Yorumlar
Yorum Gönder